ALO ÇÖZÜM HATTI 444 35 66
İzmir Kadın Müzesi
Anasayfa > İzmir Kadın Müzesi > Protesto ve Kadınlar

ÖNBİLGİ
19 yy.'da dünyada yaşanan değişimler Osmanlı'da da etkisini göstermeye başlamış ve bu etki İslami ataerkillik içine sıkışan kadınların kendilerini daha farklı konumlandırmalarını sağlamıştı.

1839 Tanzimat Fermanı ile başlatılan reform çalışmaları, Osmanlı toplumunun değişmesine ve farklılaşmasına neden olurken; kuşkusuz toplumun önemli bir bölümünü oluşturan kadınlar da bu farklılaşma esnasında toplumdaki konumlarını ve haklarını sorgulamaya başlamışlardı.

Cumhuriyet rejimi ile birlikte kadına verilen hakların aslında topluma verildiği anlaşılmış, toplumun modernleşmesinin ancak kadınların yaşamının değişmesiyle olacağının farkına varılmıştı. Bu süreç içerisinde kadınlar; çıkardıkları dergiler, düzenledikleri konferanslar ile seslerini her fırsatta duyurmaya çalışıyorlardı. İstekleri ise hep aynıydı:
Erkeklerle eşit bir toplumda yaşamak, kendi eşlerini ve kendi hayatlarını seçme özgürlüğüne sahip olmak.

Bununla birlikte, kadınların mücadelesi sadece eşit haklara sahip olma mücadelesi olmamıştır.

"Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık" isimli eserinde günümüz yazarlarından Erendiz Atasü'nün de bahsettiği gibi;

"Kadınların mücadelesi, sadece eşit haklar mücadelesi değildir, insafsızca parçalanmış kadın varlığının toplumsal ve hukuksal düzlemde olduğu kadar bireyin iç dünyasında da bütünleme çabasıdır."  


8 Mart Dünya Kadınlar Günü

1857 yılında New York'ta 40 bin dokuma işçisi kadın çalışma koşullarının iyileşmesini, ücretlerinin arttırılmasını talep ederek işten çıkarılmalarını protesto etmeye başladılar. Yaptıkları gösteri sonucunda polisin müdahale ettiği olaylarda 100'e yakın kadın yanarak hayatını kaybetti.

1910 yılında II. Sosyalist Kadınlar Kongresi'nde bu olayın yaşandığı günün yani 8 Mart'ın "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olması önerildi ve kabul edildi.

1975 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart'ı "Dünya Kadınlar Günü" olarak ilan etti.

Bu nedenle 8 Mart tarihi, dünya çapında tüm kadınların taleplerini daha yoğun bir şekilde dile getirdikleri bir gündür. Türkiye' de de kadınlar 8 Mart' ta eylemler, mitingler ile seslerini daha fazla kişiye duyurmaya çalışmaktadırlar. Kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesini isteyen gençlerden emeklilere; sanat dünyasından bilim dünyasına toplumun her kesiminden 2861 kadının imza attığı dilekçe, 11.06.1985 tarihinde kabul edilen "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslarası Sözleşmesi"nin hayata geçirilmesini talep etmekteydi.

"8 Mart Kadınlar Dayanışmaya" yürüyüşünde, "Kadınlar Vardır" şarkısını söyleyen yaklaşık bin kadın "Evlere Hapsolmak İstemiyoruz", "Yerimiz Mutfak Değil, Dünya" yazılı pankartlar taşıdılar.  


Ekmek Zammına Kadınlardan Protesto


1828 yılında İzmir' de ekmeğin zamlanmasına tepki gösteren kadınlar, üç gün boyunca zammı protesto ettiler. Çocuklarıyla birlikte sokakta gösteriler yapan kadınların protestosu sonucunda ekmek zammı, dönemin valisi Hasan Paşa'nın etkisiyle geri alındı.  

Çalışma Yaşamının Ağır Koşulları Grevlere Neden Olmuştu
1913 yılında sanayide çalışanların yüzde 20'si kadınken; 1930 yılında bu oranın yüzde 30' a çıkması kadınların, Cumhuriyetin ilk yıllarında çalışma yaşamında hızlıca yer bulduklarını göstermektedir. Bununla birlikte, çalışma koşullarının ağır olması üstelik de kadınların erkeklerden daha düşük ücretle çalıştırılması bir süre sonra kadınların grevlerin ön saflarında yer almalarına neden olmuştu.  

Kastamonu Kadın Mitingi
10 Aralık 1919'da Kastamonu Kız Öğretmen Okulu'nda toplanan üç bini aşkın kadın, düşmanın Anadolu'yu işgalini protesto etmek için bir araya gelmişti. Bu mitingten sonra Mustafa Kemal'in talimatıyla yapılan örgütlenme çalışması sonucunda Kuvayi Milliye'ye katılan Kastamonu'da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş ve Kadın Mitingi Komitesi'nin 7 üyesi de bu cemiyetin kadın şubesini oluşturmuştu.

"Hanımlar, dünyayı kana boğan, insanları tavuklar gibi boğazlayan erkeklere müracaat edecek değiliz. Bizim gibi şefkatle merhametle düşündüklerinden şüphe etmediğimiz İtilaf Devletleri'nin büyük kadınlarına müracaat edecek ve telgraflar ile bize yapılan haksızlıkları yazacak ve anlatacağız."

Zekiye Hanım, Kastamonu Kadın Mitingi, 10.12.1919 

 
"Evlat Acısına Son" Yürüyüşü


"Tüm ilerici barıştan ve özgürlükten yana kadınlarımız, yasal yürüyüşlerini sürdürüyorlar. Evlatlarına barışçıl bir düzen sağlamak isteyen anaların yürüyüşüdür bu. Kadınlar katılmadan gerçek kitle mücadelesi olmaz." açıklamasıyla 1977 yılında Beşiktaş' ta başlayan yürüyüşe çoğu kucağında çocuğu ile binlerce kadın katıldı.  

 
Dayağa Karşı Kampanya Eylemi


Çankırı'da üç çocuklu bir annenin şiddet gördüğü gerekçesiyle boşanmak için mahkemeye başvurması üzerine hakim, "Kadının sırtından sopası, karnından sıpası eksik olmamalı" atasözünü kullanarak boşanma talebini reddedince, 17 Mayıs 1987 tarihinde 2 bin 500 kadın "Dayağa Karşı Dayanışma Yürüyüşü" adı altında İstanbul' da toplandı. Kadıköy iskelesinden Söğütlüçeşme'ye kadar devam eden ve aile içi şiddetin gündeme getirildiği yürüyüşe katılan kadınların bir kısmı 1990 yılında Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı'nı kurdular.  
 

Siyahlı Kadınlar ve Siyahlı Protesto


11 Ağustos 1987'de siyah giymiş kadınlar, 1 Ağustos Genelgesi'ni protesto etmek için sokaklardaydı. 1 Ağustos Genelgesi, cezaevlerindeki tutuklular ve hükümlüler için ağır koşullar getirmekteydi ve bu nedenle pek çok sayıda kişinin açlık grevine başlamasına neden olmuştu. Cezaevlerinde ölenlerin sorumlusunun hükümet olduğunu söyleyen siyah giyen kadınlar, Cağaloğlu Meydanı'nda yere yatarak bir süre caddeyi trafiğe kapattılar.  
 

"Bedenimiz Bizimdir, Cinsel Tacize Hayır"


1989 yılında 1. Feminist Kongre' de alınan bir karar yurt çapında "Bedenimiz Bizimdir, Cinsel Tacize Hayır" eylemlerinin başlamasına neden olmuştu.

Ankara' da 14 - 28 Ekim 1989 tarihleri arasında birçok yerde sloganların yazılı olduğu rozetler dağıtılmış; İstanbul' da, 2 Kasım 1989' da tacize karşı koyuşun simgesi olarak mor iğne dağıtılmış; İzmir' de 29 Kasım 1989' da "Sarkıntılığa Hayır" sergisi düzenlenmiş ve sarkıntılık eden erkeklere karşı kullanılmak üzere iğne dağıtılmıştı.  

 
"İffetli Kadın Vesikası"

Türk Ceza Kanunu'nun 438. maddesi fuhuş yapan kadınlara tecavüz edenlerin daha az ceza ile cezalandırılmasını öngörüyordu.

23 Ocak 1990 tarihinde kadınlar, bu maddeyi protesto etmek için İstanbul'da genelevlerin bulunduğu Zürafa Sokak' ta "İffetli Kadın Vesikası" dağıttılar. "Haklı Tecavüz Yoktur" pankartları ile yapılan protesto, TCK'nın 438. maddesinin Meclis tarafından değiştirilmesini sağlamıştı.  Bahriye Üçok’un Öldürülmesini Protesto Eden

Yürüyüş

13 Ekim 1990 tarihinde, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Hukukçu Kadınlar Birliği ve Kadın Sorunları Araştırma Derneği tarafından düzenlenen yürüyüş, Doç. Dr. Bahriye Üçok'un bombalı bir suikastla öldürülmesini protesto etmek üzere İstanbul' da düzenlenmişti. "Hukuka Saygılıyız, Şiddete Karşıyız" yazılı pankartları ile yapılan suikastı protesto yürüyüşüne birçok kadın eylemci katıldı.  

 
"Siyanürlü Altına Hayır" 


24 Aralık 1996 günü Bergama'nın çoğu kadından oluşan halkı, "Siyanürlü altının geleceklerini kararttığı" gerekçesiyle protesto düzenlediler.

Protesto sırasında Çanakkale - İzmir karayolu trafiğe kapandı ve yapılan "Çıplak Eylem" in varlıklarını borçlu oldukları doğa ile uyum içinde yaşamak amacıyla yapıldığını savundular.  

 
Cumartesi Anneleri

Kayıp yakınlarının "Kaybedilenler Bulunsun, Sorumlular Yargılansın" sloganıyla kayıplarının bulunmasını talep etmek amacıyla, her cumartesi saat 12:00'de İstanbul'da Galatasaray Lisesi'nin önünde oturmasıyla başlayan eylemlere katılan kadınlar yıllarca aynı yerde ve aynı saatte oturma eylemi yaptılar.  

 
"Kürtaj Hakkımızdır, Bedenimiz Bizimdir" 


2012 yılında İstanbul Kadıköy' de çoğunluğu kadınlardan oluşan bir grup eylemci kürtaj ve sezaryen tartışmalarını protesto etti. "Kürtaj Hakkımızdır, Bedenimiz Bizimdir" sloganı ile kendi bedenleri üzerindeki haklarını korumaya çalıştılar.  

 
Gezi Eylemlerinde Kadınların Yeri

27 Mayıs gecesi, Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında iş makinalarının Taksim Gezi Parkı'na girmesiyle başlayan süreç, Türkiye'nin birçok iline sıçrayarak tarihin en büyük kitlesel eylemlerinden birine neden oldu.

Taksim Gezi Parkı'ndaki ağaçların yıkılmasını önlemeye çalışan bir grup insanı yurt çapında binlerce insan destekledi.

Kuşkusuz bu kişiler içinde kadınların özel bir yeri vardı. "Kırmızılı Kadın" ve "Siyah Elbiseli Kadın" gibi yüzlercesi tomaların karşısında göğüslerini siper ettiler.