ALO ÇÖZÜM HATTI 444 35 66
Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi

Ayhan Doğan

Ayhan Doğan, 1962 yılında Hatay’da doğdu. İlk orta ve lise tahsilini Ankara’da tamamladıktan sonra 1982 yılında İstanbul’da Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne ve Görüntü Sanatları bölümünü kazandı ve 1988 yılında da mezun oldu.

1986 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatrosu’na Sahne Tasarımcısı olarak girdi. Sığıntılar, Bezik Oynayan Kadınlar, Maviydi Bisikletim, Maria Stuarte, Barışa Şans Verin, Bir Yaz Gecesi Rüyası, Açık Aile, Keşanlı Ali Destanı, Kim Kimi Kimle, Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe, Bernarda Albanın Evi, Dinmeyen Alkışlar, Balıkesir Muhasebecisi, Abdülhamit Düşerken, Bekleme Salonu, Ben Sinema Artisti Olmak İstiyorum, Çığ Gibi oyunların yanı sıra birçok oyunun da sahne tasarımını yapmıştır. 

1999 yılında Türk – Fransız ortak yapımı olan Batı Rıhtımı adlı oyunun sahne tasarımını yaparak Şehir Tiyatroları’nı Fransa’da temsil etmiş ve sahne tasarımını yaptığı birçok oyunla yurt dışı tiyatro festivallerine katılmıştır.

Halen İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda Baş Dekoratör olarak görev yapmaktadır.
Şehir Tiyatroları’nın yanı sıra birçok uluslararası fuarlara tasarımlar ve televizyon kanallarında dekorlar ve filmlerde sanat yönetmenliği yapmıştır. 

İstanbul Oyuncak Müzesi, İzmir Oyuncak Müzesi, Barış Manço Müzesi ve İzmir Mask Müzesi’nin de tasarım ve dekorasyonlarını yapmış Antalya ve Çorum oyuncak müzelerinin de tasarım ve dekorasyon çalışmaları devam etmektedir. 
Resim ve fotoğraf çalışmaları bulunmaktadır.

 

Erdoğan Aşıcı

Asıl mesleği Eczacılık olan Erdoğan Aşıcı; mesleğinin yanı sıra tuval üzerinde renklerle oynamayı, renklerle yolculuk yapmayı sever. 

Araştırmacıdır. Resim yaparken değişik teknikler dener. Kendi geliştirdiği değişik bir spatula tekniğiyle yaptığı çoğunlukla soyut resimlerde başlangıç noktası sadece bir obje, bir renk kütlesidir. Yavaş yavaş renklerle oynarken ortaya çıkan resim bir ön kurgu olmadığından onun için bile sürpriz olur. 

Resim yaparken şartlanmayı sevmez, içinden geldiği gibi özgürce resim yapar ona göre doğal dolaysız, siparişsiz ve sonsuzdur. Dünya insanoğlu tarafından sürekli tahrip edilip yok edilmektedir. Bu gerçek onun iç dünyasını etkilemekte, dünyanın geleceğine karamsar bakmasına ve bu karanlık geleceğin resimlerine yansımasına neden olmaktadır. Yaptığı resimleri beğenen çıkar mı o başka. O resim yapmakta ne kadar özgürse resmi algılayanlarda beğenmekte o kadar özgürdür. 

80`li yıllardan beri yaptığı masklarda ise yapı malzemesi sübye dediğimiz mürekkep balığı kabuğudur. O tarihlerde Bodrum sahillerinde dolaşırken bulduğu bir sübye kabuğunun işlenmeye müsait yapısı olduğundan yola çıkarak yaptığı yüzlerce maskta insan duygu, düşünce ve mimikleri ön plana çıkartıp, çirkinin bile sevimli cana yakın olabileceğini göstermiştir. Sübye kabuğunun üzerine yapılan bu çalışmaların Türkiye’de bir ilk olduğunu savunmaktadır.

 

Ertuğrul Özkök

4 Ağustos 1947 tarihinde İzmir`de doğdu. 

İzmir Namık Kemal Lisesi ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokulu`nda okuyan Özkök, bir yıl TRT`de muhabir olarak çalıştı ardından Fransa`da İletişim Bilimleri`nde doktora yaptı.

Hacettepe Üniversitesinde 1986 yılına kadar öğretim üyesi görevini üstlendikten sonra, Hürriyet Gazetesi`nde çalışmaya başladı. Hürriyet Gazetesi`nin Genel Yayın Yönetmeni olarak uzun yıllar görev yaptı. Halen Hürriyet Gazetesi`nde köşe yazarlığı yapmaktadır. 

Eserleri:
Sanat, İletişim ve İktidar (1982) 
İletişim Kuramları Açısından, Kitlelerin Çözülüşü (1985) 
Elveda Başkaldırı (1987) 
Stalin Baroku (1989) 
Artakalan Zamanda (1997) 
Tuhaf (2010)

 

Hicri Tuncalı

1941 yılında Akçakoca’da dünyaya gelen Hicri Tuncalı, yurtdışında tamamladığı Metalürji Mühendisliği eğitiminin ardından, 1967’ de Türkiye’ye dönerek, çeşitli işletmelerde yönetici olarak çalıştı. 

1986 yılında Aliağa’ya gelen Tuncalı, 2 yıl yönetici olarak çalıştıktan sonra, 1988 yılında emekli olup, Aliağa’da kendi iş yerini kurdu. Ekonomist Semen Tuncalı ve iş yerini devir ettiği oğlu Müh. Emre Tuncalı isimli 2 çocuğu vardır. Hicri Tuncalı’nın tek uğraşısı, 50 yıldır biriktirdiği 50 çeşide yakın koleksiyonlarını sergilediği TUNCALI KOLEKSİYON EVİ’nde misafirlerini ağırlamaktır.

Bir milletin kalkınabilmesi için, fertlerinin kültürlü olması şarttır. Fertlerine bu kültürüde, bulunduğu çevre idarecilerinin sağlaması lazımdır. Dünyada kültürsüz bir toplumun başarılı ve ferah yaşadığı görülmemiştir. O Toplumun fertlerine de verilebilecek en iyi kültür aracı Müze ve Müzenin ilk başlangıcı olan Koleksiyon Evleri açılmasından geçer. Bir insan bu dünyadan çekip giderken, ömrünün en büyük başarısı, bir iz bırakarak gidebilmesidir. Bana göre de bu izlerin en büyüğü Müze ve Koleksiyon evlerini kuran insanların izleridir. Koleksiyonculuğun temelinde, fertlerin hobi sahibi olması yatar. Bu güzellik fertlere, çocukken çevre tarafından aşılanmasıyla olur. Ne mutlu ki İzmir – Konak ve çevresinde yaşayan insanlara bugün bu güzel şans sağlanmıştır.

Bu çok büyük şansı sağlayan Konak Belediye Başkanı Sayın Dr. Hakan Tartan ve ekibini bütün kalbimle tebrik ederim. 50 yıllık Koleksiyoner hayatımda, yurt dışı ve Türkiyemde edindiğim en büyük tecrübe, Belediye Başkanı ve ekibi kültürlü ve sevecen olurlarsa o yöre büyük başarılara imza atıyor; aynı Konak ve çevresinde olduğu gibi. Tekrar çok Sayın Belediye Başkanım Dr. Hakan Tartan ve ekibine enderin saygı ve sevgilerimi sunarken başarılarının devamını dilerim.

Ne mutlu Konak çevresinde yaşayanlara!

 

Hıfzı Topuz

1923 yılında İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi’ni (1942), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1947-1958 yılları arasında Akşam gazetesinde muhabir, istihbarat şefi, yazı işleri müdürü olarak çalıştı. 1959-1983 yılları arasında, Paris’te Unesco Merkezi’nde, iletişim sektöründe özgür haber dolaşımı şefi olarak çalıştı. 1974-1975 yıllarında bir yıl süreyle TRT kurumunda radyolardan sorumlu genel müdür yardımcılığı yaptı.

Eserleri
Kara Afrika(1970), Uluslararası İletişim (1985), İletişim’de Karikatür ve Toplum(1985), Paris’li Yıllar (1994), Türk Basın Tarihi(1996), Başlangıcından Bugüne Dünya Karikatürü (1997), Meyyale(1998), Taif’te Ölüm(1999), Paris’te Son Osmanlılar (1999), Eski Dostlar.

 

Müjdat Gezen

29 Ekim 1943 yılında İstanbul Fatih’te doğdu. 

1953 yılında sahneye ilk kez bir ilkokul piyesinde çıktı. Ve aynı yıl Doğan Kardeş çocuk dergisinde şiirleri yayımlandı. Yine bu yıllarda İstanbul Radyosu Çocuk Kulübü’nde mikrofonla tanıştı. Vefa lisesinde okudu.

1956-57 yıllarında çeşitli amatör tiyatro topluluklarında rol aldı. 
1960 yılında İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda profesyonel oldu. 
1961 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’ne girdi. 
1962 yılında ilk filmini çevirdi. 
1963 yılında ilk özel tiyatro çalışmalarını yaptı. Münir Özkul ve Muammer Karaca Tiyatrolarına girdi. 
1963-64 yıllarında sanat dergilerinde şiirleri çıktı. 
1964-66 askerlik yılları ve oyun yazma denemeleri. 
1966 yılında Ulvi Uraz Tiyatrosu’na girdi. 
1967 yılında arkadaşlarıyla birlikte Halk Oyuncularını kurdu. 
1968 yılında ilk kez kendi özel tiyatrosunu açtı ve aynı sezon İstanbul Tiyatrosu’nda çalıştı. 
1970 yılında sahne, film, TV çalışmalarında bulundu. Aynı yıl kızı Elif dünyaya geldi. 
1975 yılında ilk kitabı yayınlandı. 
1982 yılında bir yayınevi kurdu. Yine aynı yıl İstanbul B.Konservatuvarı ve sonradan İ.Ü. Devlet Konservatuvarı’nda Türk Tiyatrosu öğretmenliği yaptı. Aynı yıl, yazar arkadaşı Kandemir Konduk’la birlikte “Güldürü Üretim Merkezi” ni kurdu ve büyük gazetelerde mizah sayfası yönetti. 
1988 yılında Leyla Turgut’la evlendi.
1991 yılında MSM’yi kurdu. 
1992 yılında “MSM Ormanı”nı kurdu. 
1995 yılında “Hamlet Efendi” adlı oyunu ödül aldı ve Devlet Tiyatroları’nda oynandı. 
1996-98 Cumhuriyet gazetesinde yazdı. 
1997 Devlet Tiyatroları’nda oyun yönetti. Aynı yıl “Babam” adlı oyunu ödül aldı. 
1998 yılında ilk kez adını taşıyan tiyatrosunu kurdu. 
2001 yılında MSM Huzurevi’ni kurdu. 
Yüz civarında filmde, yüz civarında oyunda, binden fazla radyo ve TV. skecinde rol aldı, bunların bir bölümünü yazdı ve yönetti. 50’den fazla oyun, 8 sinema filmi ve 5 TV dizisi yönetmenliği yaptı. 
2006 yılında Halit Kıvanç’ın yazdığı “Ağlama Palyaço Makyajın Bozulur” adlı yaşam öyküsü yayınlandı.
2006-2007 Tiyatro sezonunda kendi adını taşıyan tiyatrosunu kurdu. Savaş Dinçel Sahnesi’ni açtı.
2007 yılında Birleşmiş Milletler UNICEF İyi Niyet Elçisi seçildi.
Sekizi okullarda “yardımcı ders kitabı” olarak okutulan kırkdört basılı kitabı var. 
2009 yılında MSM Ankara, MSM İzmir, MSM Bursa açıldı.

 

Pervin Özdemir

Seramik Sanatçısı Pervin Özdemir, 1951 yılında İzmir’de doğdu.

Eğitimlerinin ardından 10 yıl Resim ve Heykel Müzesi’nde çalıştı.

İlk atölyesini 1990 yılında İzmir-Hatay’da açtı.

Yine aynı yıl, Efes Müzesi’nde 120 yapıtından oluşan sergisini açtı.

1991 yılında Altın Testi Ödülü’nün sahibi oldu.
Almanya ve Hollanda’da sanat araştırmalarında bulundu. 
2002 yılında Kültür Bakanlığı Halikarnas Balıkçısı Ödülü’nü aldı.  
2006 yılında Konak Belediyesi bünyesinde kendi adını taşıyan Seramik Atölyesi’ni kurdu.

Pervin Özdemir, yurtiçi ve yurtdışında 100’ün üstünde seramik sergisi açmıştır.

Her yıl adına, “Pervin Özdemir Seramik Yarışması” düzenlenmektedir.

 

Sunay Akın

12 Eylül 1962 tarihinde Trabzon`un Maçka ilçesinde doğdu (bu yüzden 18 yaşından beri doğum gününü kutlamamaktadır). Ailesi, onun daha iyi eğitim görebilmesi için, 10 yaşındayken İstanbul`a taşındı. Lise öğrenimini İstanbul Haydarpaşa Lisesi`nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Fizik Coğrafya Bölümü`nden mezun oldu.

İlk şiirini, Meteoroloji Müdürlüğü`nde çalışan bir memurun kızına yazar. Henüz 9 yaşındadır. Kızın isminin baş harflerinin dizelerini oluşturduğu şiiri, evlerinin terasında bulunan odunluk kapısının iç kısmına yazar. Kız, balkona geldiğinde odunluğun kapısını açar mahsusçuktan!. Ama şiir kızın gözüne hiçbir zaman takılmaz. Sunay Akın yıllar sonra (ki bir şairdir artık) çocukluğunun geçtiği Trabzon`a gittiğinde, sert geçen bir kışta, içindeki odunlarla birlikte kapının da sökülüp yakıldığını öğrenir. Şairin ilk şiiri "hava muhalefeti" nedeniyle kayıptır!.. 1984 yılında yayınlanan ilk şiiri de bir sobanın içinde kütürdeyen odunu anlatır! İlk şiir kitabı 1989`da "Makiler" adıyla yayınlanır. Arkadaşlarıyla birlikte 1989`da Yeni Yaprak şiir dergisini ardından,1990 yılında da Olmaz adlı şiir dergisini çıkardı. Adını Cemal Süreyya`nın koyduğu bu kitabı "Antik Acılar, Kaza Süsü, 62 Tavşanı" izler.

1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü Noktalı Virgül adlı dosyasıyla aldı. 1990 yılında ise Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü`nü Makiler şiiri ile kazandı.

Anlık ilhamlara dayanan ve genellikle kısa olan şiirleri, Orhan Veli`nin şiirindeki bazı özelikleri günümüzde sürdüren bir yapıya sahiptir. Ayrıca, bu tür şiirlerde genellikle rastlanmayan, yumuşak, lirik bir tonu vardır. Şiirlerinde özellikle ince yergi ögelerini kullanmadaki rahatlığı ile dikkat çeker. Cemal Süreyya`nın etkisinde sürdürdüğü şiirlerde, dil oyunlarına dayalı yoğun bir alaycılık ve şaşırtma; çocuklar ve hüzünle birlikte şairin ilgi ve duyarlılığını göstermektedir.

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ders verdi, Müjdat Gezen Sanat Merkezi`nde 5 yıl boyunca hem ders verdi hem ders aldı. Bu deneyimin de yardımıyla, tek kişilik oyunlar hazırlayıp oynamaya başladı. Türkiye`nin çok sayıda merkezinde ve yurtdışında sayısız kez tek kişilik oyunlarını sergiledi.