ALO ÇÖZÜM HATTI 444 35 66
Radyo ve Demokrasi Müzesi

1980-2002

DÜNYA'DA:
1979 - 1989, Afganistan' ın Sovyetler Birliği tarafından işgali yıllarıdır. Radio Free Europa / Radio Liberty, (RFE/RL), Afganistan' da şubesini kurar ve Radio Free Afghanistan adıyla 1985 - 1993 yılları arasında yayın yapar. 2002 yılında yenilenerek yayınlarına devam eder. Uydudan AM ve FM kanallarında yayın yapan radyonun yöneticileri, misyonlarını "demokratik kurum ve değerleri Afganistan' a yerleştirmek ve yaymak" olarak tanımlar.
1991 yılında yaşanan Körfez Krizi sırasında A.B.D, Irak' a saldırmadan çok önce kendi propagandasını yapmak için bölgeye dönük radyo yayınları yapmaya başlar. Yayınlarında, Saddam Hüseyin' in taraftarları ve ordusuna seslenerek, "Iraklı bir ailenin bir yılda tükettiği yiyecekleri, Saddam' ın tek başına bir günde yediğini söyleyerek Saddam' a karşı kışkırtır ve moralini bozar. Uydu aracılığıyla akşamları beş saat yayın yapan radyo, sözlerin arasında Arap müzikler yayınlar.

1990'lı yıllar, pek çok ülkede özgürlük ve hak mücadelesi veren, ya da yaygınlaşan küresel kültüre karşı kendini koruma amacıyla yayın yapmaya çalışan Topluluk Radyolarının varlığının açıkça görülmeye başlandığı yıllardır.
1990'ların başından itibaren Politik olan ve Olmayan Korsan Radyolar çoğalır ve daha görünür olmaya başlar. Bu çoğalma ve görünür olma, demokrasi talebinin kanıtı olarak görülür.

1990'larda B92 Radyosu, baskı altında ezilen halklara örnek olan bir topluluk radyosudur. Radyo, antidemokratik rejime, muhalif kimliğiyle önemli ve etkileyici olması açısından önem taşır. Sırbistan' da Miloseviç döneminde rejime karşı duruşuyla o yıllarda ülkedeki alternatif tek haber alma kaynağıdır.

1994'te demokratik bir işleve sahip olması gereken radyo, Afrika' da, ülke koşullarından dolayı, zaman zaman kötü amaçlarla da kullanılır. Belki demokrasiden ziyade teröre hizmet aracı olarak etkiyi arttırmaya travmatik bir örnek; Ruanda'daki katliam yayınlarıdır. RTML radyo yayınlarının Hutu' ların komşuları Tutsileri kitlesel kıyımdan geçirmeleri konusunda tahrik eder. Radyo yayınları aracılığı ile tehlike alarmları ve yanlış bilgilendirmenin yanı sıra, tahrik edici bir şekilde "öl veya öldür" mesajı verir. Korku, söylenti ve panik yayan programlar yapar. Afrika' da sözün önemli, güçlü bir geleneği olması nedeniyle politik liderlerin, radyoları "politik megafon" olarak kullandıkları görülür.
 
TÜRKİYE'DE:

1980'li Yıllar, Avrupa' da düşünce özgürlüğünün neredeyse her şeyin belirleyicisi olduğu, çoğulcu ve demokratik taleplerin çığ gibi büyüdüğü, tekelci radyo ve televizyon sistemlerine karşı, özgür radyo hareketinin başladığı yıllardır.

1980 Yılında Türkiye' de üçüncü kez demokrasiye müdahale edilir ve Kenan Evren yönetimindeki beş kişilik Milli Güvenlik Konseyi (MGK) yönetime el koyar. TRT tek yayın kuruluşudur ve TV 12 yaşındadır. TV yayınlarının henüz günümüzdeki kadar çok yaygın ve etkin olmadığı bu yıllarda da TV' nin yanı sıra radyo da darbe yönetimi tarafından kullanılır.

1980'li yılların sonuna gelindiğinde Türkiye' de 1927' lerde başlayan devlet tekeli, fiilen kırılmaya başlar. Ülke sınırları dışından yayına başlayan TV kanalı ve hemen birbiri ardından açılan özel radyolar, artık yeni bir dönemin habercisidir.

1989 yerel seçimleri öncesi, Ankara' da başkan adayı Murat Karayalçın tarafından, "Ankara' lılara belediyenin çalışmaları ve projeleri hakkında bilgi vermek üzere bir belediye radyosunun kurulması" sözü verilmiştir.

1989 Mayıs ayında yapılan belediye seçimlerinde özellikle üç büyük kentte Ankara, İstanbul ve İzmir' de sosyal demokrat belediyeler göreve gelirler ve radyo-televizyon kurma hazırlıkları devam eder. Ankara Belediyesi yayına başlar. A.Ü BYYO stüdyolarından banda kaydedilen yayınlar, merkezden canlı bağlantılar ve konuklarla zenginleştirilmiştir. 8 Ağustos 1992' de 100 wattlık verici ile günde 2 saat yayınla antene çıkılmış ve hoparlör yayınına 17 Ağustos 1992' de son verilmiştir.

1990'lı yıllarda Türkiye' nin hemen her yerinde, kurulması, sisitemin kapasitesine göre değişen radyo istasyonu tesisi için inanılmaz boyutlarda bir talep patlaması olur. Gazetelerde, "Anahtar teslimi radyo istasyonu kurulur." İlanları başladı.

1992 Yılında ilk özel radyo yayınları başlar. Aslında Türkiye' de yayıncılık tarihinde de kanuna aykırı veya kanundışı olmakla birlikte gerçekte kabulü zorunlu olan bir durum söz konusu olmuş ve radyo yayıncılığı zor bir süreç yaşamıştır. Yasal zeminde izni olmaksızın 1989 yılında başlayan TV yayınlarının ardından radyo yayınları insanların hayatına girer. Ne var ki, yurt dışından yapılan TV yayınlarına gösterilen hoşgörü, radyo yayınlarına gösterilmez ve özel radyolar susturulmaya çalışılır.

Özel radyolar umutlarını yitirdikçe çeşitli yöntemlerle Korsan yayınlara başlar. Denizdeki tekneden yayın yapan radyolar, milletvekili dokunulmazlığın ile mileltvekili lojmanı çatısından antene çıkanlar, minibüs ya da özel otoları içinde hareketli yayın yapan radyolar, seslerini duyurabilmek için köşe kapmaca oynarlar. Tutuklanıp hapsedilenlerin sayısı hiç de az değildir. Yurt içinde ve dışından desteklenen özel radyo hareketi "Konuşan Türkiye" adı altında kapatılan 730 radyo adına korsan yayına başladı.

1993 Yılında, özel radyoların resmi yasaklama kararı karşısında sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları, bu kararın antidemokratik olduğunu vurgulamak için siyah kurdele takma kampanyası başlatır. O nedenle Türkiye' deki özel radyoların tarihi köken itibariyle sivil bir mücadeleye dayalı olarak gelişir. Türkiye' deki özel radyoların büyük çoğunluğu, ülkede yaygınlaşan popüler kültürün de etkisiyle popüler içerikli bir yayıncılık anlayışını benimseyerek her kesimden ve her düzeyden dinleyici bulur.

1994 Yılının 20 Nisan'ında 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun çıkarılır. Yasa, radyoların ve sivil toplum kuruluşlarının birbirleriyle etkileşim içine girmelerini yasaklar ve zorunlu olarak ticari amaçlı yayıncılık yapmaya iter. Bu nedenle özel radyoculuk hiçbir kamusal kaygı taşımaz.