ALO ÇÖZÜM HATTI 444 35 66
Radyo ve Demokrasi Müzesi

1939 - 1945


DÜNYA'DA :
Faşizm ideolojisi, kitle iletişim araçlarından ve özellikle radyodan yayılarak önce Almanya' ya daha sonra da giderek diğer ülkelere egemen olmaya başlar. Hitler, Goebbels' in yöntemleri ile radyoyu gerek 2. Dünya Savaşı'ndan önce ve gerekse savaş sırasında çok etkili kullanarak kitleleri etkilemeye devam eder. Çünkü yaygın bir kitle iletişim aracı olarak radyo, 20.YY'da okuma yazma bilmeyen, az eğitim görmüş kişilerin de yararlanabileceği yeni bir araç olarak kitlelere hızlı ve yaygın olarak ulaşma özelliğine sahiptir.

2.Dünya Savaşı, radyo yayıncılığı için çok önemlidir. Savaş, kamuoyunu radyo yayınlarının top yekûn bir silah olabileceğine hazırlayan entelektüel, psikolojik ve politik bir ortamda meydana gelir ve radyo, her ne olursa olsun, iyi kullanılırsa, pek çok askeri birliğe bedeldir.Savaş ilan edildiğinde Fransa' daki 5 milyon radyo alıcısına karşılık, Almanya' da Batı Avrupa' daki en yüksek rakamolan 9.5 milyon radyo alıcısı vardır. Almanya sınırları içindeki radyo alıcısı sayısının fazla olması Hitler ve Propaganda Bakanı Goebbels için yeterli değildir. Goebbels komşu ülkelerde radyoyla propaganda çalışmalarının dinlenebilmesi için de gerekli faaliyetleri yapar. Radyo, sadece marketlerde satılmakla kalmaz ve rakiplerini geride bırakacak kadar ucuzdur da.

Goebbels'in radyoyu kullanmasındaki maharet, sadece ülke içiyle sınırlı kalmaz. Avrupa Naziler' in işgali altında ezildikçe, Goebbels de işgal edilen ülkelerdeki vericileri kullanır. Yenilen orduların geri çekilirken sabote ettikleri vericileri 24 saat içinde tekrar çalıştırabilen özel ekipler oluşturur. Çok güçlü Hilversum vericisi, Hollanda' nın işgalinin ertesi günü çalışmaya başlar. Prag, Brüksel, Varşova, Oslo, Kopenhag, daha sonra Atina ve Belgrad' da, bu vericiler kullanılarak, Berlin' de hazırlanmış olan programları yayınlar.

Savaş yıllarında radyo, sadece saldırgan ülkeler tarafından kullanılmaz. Saldırıya uğrayan ülkeler de, saldırgan ülkeler kadar güçlü teknik donanımlara sahip olmasalar da, bağımsızlıklarını kazanabilmek için radyo yayınlarını kullanırlar. Bağımsızlığı kazanmak yetmez elbette. Bu ülkeler, bağımsızlıklarını kazandıktan sonra da, halkın moralini yüksek tutmak ve onlara ülkenin yeniden inşa edilmesi sırasında moral destek sağlamak için bu önemli kitle iletişim aracından yararlanırlar.

Savaştan çıkan İngiltere, psikolojik olarak çökmüş halde olan halkına moral aşılayabilmek için her tür aracı kullanır. O yıllarda belgesel filmin de yükselmeye başladığı yıllardır. İngiliz hükümeti ulusal motivasyon aşılamak için belgesel filmin yanı sıra radyodan da yararlanır.

Amerika'nın "Pearl Harbour" baskınından yenik çıkması, Amerikan halkında çok büyük bir depresyon yaratır. Bu moral düşüklüğünü gidermede ve yeniden ulusal birliği sağlamada özel radyolar da üstlerine düşen milli görevi yerine getirirler ve her gün Bob Hope' un da aktif olduğu pek çok komedi ve eğlence programlarının içinde bile halka moral veren bir yayıncılık anlayışını benimserler. Bu programlar, bir taraftan halkın moralini yüksek tutmaya çalışırken, öte yandan da denizaşırı ülkelerdeki Amerikan askerlerine moral vermeyi de amaçlar.

1941'de Japonlar'ın Pearl Harbour'a düzenledikleri sürpriz saldırı, o güne dek uluslararası yayın yapan bir radyosu bulunmayan Amerika' yı harekete geçirir. Amerika, o güne dek radyonun öneminin pek farkında değildir. Almanya ve Sovyetler Birliği' nin tersine uzun yıllar uluslararası yayın konusuyla pek ilgilenmez. Bir anlamda Amerika' nın bugünkü uluslararası yayın gücünün başlangıcının nedeni Japonlar' dır demek yanlış olmaz.

1942 yılı başlarında, Pearl Harbour Baskını'ndan bir yıl sonra, Amerika, "Savaş Enformasyon Ofisi" ni kurar. Bu kurumla birlikte, "Voice of America (VOA)" nın temeli atılır ve yayın hayatına başlar. Daha sonraki yıllarda aynı dili kullandıkları BBC ile de işbirliğine girecek olan, işlevlerini arttıran ve etkilerini uzak kıtalara kadar ulaştıran VOA' nın serüveni böylece başlamış olur. VOA ile dış yayınlar hazırlamaya ve bu yolla kendi propagandasını yapmaya başlar. Savaş yıllarında VOA ile başladığı propaganda çalışmalarına savaş sonrası da devam eder. 24 Şubat 1942' de yayın hayatına başlayan VOA, adeta Amerika birliklerinin propaganda alanında destek kuvveti olarak çalışır. Daha sonra da yayınlarını komünist rejimin olduğu Doğu Avrupa, Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti' ne yönelik olarak sürdürür. VOA, uzak mesafelere yayın yapabilmesi, durağan olmaması ve en kötüsü; dediğim dedik bir tarzda olması nedeniyle, Amerika' nın propaganda cephanesinin en büyük silahıdır. VOA' nın programları, haber ve yorumlarında Amerikan politikası, müzik ve diğer göze çarpan tüm programları Amerikan hayat tarzıyla doludur. Programlar, yurt içine dönük olanlarında, daha çok müzik haberler ve eğlence ağırlıklıdır, yurt dışına yapılacak yayınlar için ise, çok ünlü radyo karakterlerinin de kullanılarak özel olarak üretildiği programlardan oluşur.

VOA, günümüzde 43 dilde 1500 saat yayın yapmaktadır.

1943 yılında Amerikan radyoları İtalyan Donanması'nı her 15 dakikada bir müttefiklere teslim olmaya çağırır ve bunda da başarılı olur. Bu durum karşısında Amerikalı bir amiral şunları söyler. "Amerikan radyo propagandacıları bizim üç yılda başaramadığımız işi bir günde başardılar." Amerika' nın propaganda amaçlı radyo yayınları, aynen savaş yılları sonrasında da olacağı gibi, savaş yıllarında da ülke içine ve ülke dışına yayın yapmaya devam eder.

1943 - 1945, İtalya'da faşizmin tüm acımasızlığıyla sürdüğü yıllardır. Dünyanın kısaca Mussolini olarak tanıdığı Benito Amilcare Andrea Mussolini, Komşusu Almanya' daki Hitler' in izinden gitmekte ve İtalyan halkına kan kusturmaktadır. O günlerdeki tüm liderler gibi Mussolini de dönemin yaygın kitle iletişim aracı radyoyu etkin bir şekilde kullanır.

TÜRKİYE'DE :

1940 yılına dek radyo, PTT yönetiminde kalır.

1940 - 1964 yılları, radyonun devlet tekelinde olduğu yıllardır. Radyo, 1940 yılında Başbakanlığa bağlı Matbuat Umum Müdürlüğü bünyesi içine alınır. (Matbuat Umum Müdürlüğü, 1943'te Basın Yayın Umum Müdürlüğü'ne, 1949'da Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü' ne -BYTGM- dönüşecektir.) 2. Dünya Savaşı boyunca, radyo örgütsel ve yönetsel gelişmeler göstermiş; radyoya devlet bütçesinden büyük fonlar ayrılmış, radyo bürokratik mekanizmanın bir parçası olarak işlemiştir; hatta siyasal iktidar tarafından "hükümetin / devletin ağzı, milletin kulağı" olarak nitelenmiştir. Savaş boyunca Batı iktisadi sistemiyle bütünleşme çabalarının; savaş sonrasında Amerikan baskısının Türkiye' de çok partili siyasal hayata geçişte ve aynı zamanda yayıncılık alanında önemli etkileri olur.

1946 ile 1960 yılları arasında radyo, siyasal çekişmenin başlıca odak noktalarından biri haline gelir. Demokrat Parti özellikle iktidardaki son aylarında radyoyu kendi siyasal çıkarları doğrultusunda kullanır.